İNSÜLİN DİRENCİ

İNSULİN DİRENCİ

Yağlı yiyecekler mi, yoksa şekerli yiyecekler mi şişmanlatır?

Yağlı yiyecekler mi, yoksa şekerli yiyecekler mi şişmanlatır?

Son yıllarda önemli bir halk salığı sorunu olan şişmanlık ve şişmanlık ile ilgili hastalıklar müthiş bir şekilde artıyor. İşin ilginç tarafı buna paralel olarak sağlıklı beslenme ile ilgili gazete, dergi ve televizyonlarda çok sayıda haber, röportaj veya program yapılıyor. Bir bölümü akademisyen olan çok sayıda beslenme uzmanı ve diyetisyen fazla kalori verdikleri için diyetteki yağların azaltılmasını ve ‘light’ yiyeceklerin yenilmesini öneriyorlar. Tabii diyetteki yağlarını oranı azalttıkça ister istemez pasta, börek, çörek, ekmek ve makarna gibi unlu ve şekerden zengin gıdaların oranı da artıyor. Bilimsel olduğu söylenen bu anlayış sayesinde son 20 yılda Türkiye’deki obezite sıklığı iki kattan daha fazla arttı! Aslında başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ülkedeki durum da bizdekinden çok farklı değil. Peki yanlış nerede? Bültenimizin yeni sayısında Uz. Dr. Güçlü Ildız bu sorunun cevabını evrimsel perspektiften bakarak araştırıyor.

Tereyağı kadar başınıza taş düşsün!

Kirli para

Hemen hemen bütün beslenme uzmanları kolesterol ve hayvansal doymuş yağlardan zengin gıdaları yasaklayıp, yerine kolesterol içermeyen margarin ve çoklu doymamış sıvı yağları (mısır,  soya, ayçiçeği, kanola vb) tüketmemizi öneriyorlar. Gerekçe olarak da bu yağların koroner kalp hastalığına sebep olduğu iddiası gösteriliyor. Bu iddialar, 1900’lu yılların ortalarından itibaren bütün dünyada besin tüketimini önemli ölçüde değiştirdi. Bu arada yüzyıllardır Türk mutfağının bir parçası olan tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı, sade yenilen ya da sebze yemeklerine katılan yağlı etler, tam yağlı yoğurt ve peynirler, artık yerini daha önce adını bile duymadığımız bitkisel margarinlere, soya ve kanola yağlarına, soyadan elde etilen yapay etlere, büyük holding kuruluşlarının ürettiği ve içine binbir çeşit katkı malzemesi, boya ve şeker eklenmiş, buna karşılık yağı alınmış “light” süt ve süt ürünlerine bıraktı. Peki bari bunlar bir işe yaradı mı? Ne gezer. 20. yüzyılın başında çok daha fazla kolesterol ve doymuş yağ tüketilirken koroner kalp hastalığından ölümler son derece az iken bunların tüketiminin azalmasıyla birlikte bu hastalıklarda bir patlama oldu. Bültenimizin bu sayısında editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın ile yaptığımız sohbette kalp hastalıkları ile yağlar arasında var olduğu söylenen iddiaların ne kadar doğru olduğunu irdeleyeceğiz.

Hücre içi kolesterolünüzün eksik olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Hücre içi kolesterolde eksiklik

Birçok kişi kan kolesterolüm yüksek diye kaygılanıyor. Halbuki bu insanların kan kolesterollerinin yüksek olmasının nedeni hücrelerinin içinde bulunan ve birçok hormon, koenzim Q10, D vitamini ve safra asiti gibi hayati maddelerin yapımında kullanılan ve ayrıca hücrenin önemli bir yapıtaşı olan kolesterolün eksik olmasıdır! Evet yanlış duymadınız kolesterol denizi içinde yüzerken kolesterol eksikliği çekiyorsunuz. Bu sayımızın konusu hücre içi kolesterol eksikliği. Konu yazarı uzman biyolog Mevlut Durmuş bakın ne diyor. ‘Görülmeyen paradoks şudur: Hücre içi kolesterol eksikliği her zaman vardı. Fakat insanlar kolesterolü hücre içinde eksiklik olarak değil, kanda yüksek kolesterol olarak görüyordu…
Yazının ikinci bölümünde editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın ‘Taş Devri Diyeti’ kitabındaki  ‘Kolesterol ve Kalp Hastalığı’ yazısını da okuma imkanınız olacak.

Kolesterol: Eskimiş Bir Şehir Efsanesi

Efsaneler insanın peşini bırakmaz

 Emre Konuk, kolesterol konusundaki güncel yaklaşımları, ‘şehir efsaneleri’ olarak gördüğünü yaklaşık 4-5 yazılık bir dizi halinde son derece akıcı ve eğlenceli bir şekilde Sabah gazetesinde yazmış. Yazı dizisinden önce bültenimiz yazarlarından, yazdığı kolesterol yazı ve kitaplarından tanıdığınız Mevlut Durmuş’un bir giriş yazısı da var.

Yağlı besinler, iyi dediğimiz HDL-kolesterolü nasıl yükseltir?

Yağlı besinler, HDL-kolesterolü nasıl yükseltir?

Kolesterol konusunda insanlar kandırılmaktadır. Söz konusu olgu; ilaç şirketleri ve kolesterol düşüncesinden doğrudan veya dolaylı faydalanan bireyler tarafından desteklenmektedir. Bu konuda hekimlerimizin de çoğu bu günaha bilerek, ya da bilmeyerek katkıda bulunmaktadır. Neyse ki Türkiye’de bir avuç bilim adamı mevcut tahribata karşı çıkmaktadır. Bunların başında bültenimizin yazarlarından Biyolog Mevlut Durmuş gelmektedir. Geçenlerde Hayy Kitap yazarımızın kolesterolle ilgili 4. kitabını yayınladı. Durmuş ‘Kolesterol ve Akıl Oyunları’ isimli kitabında en az yarım yüzyıldır insanlara zarar veren ‘Kolesterol-Kalp hastalığı’ teorisini kendi çalışmaları bilimsel makalelerin eşliğinde, deyim yerindeyse ‘paramparça’ ediyor. Bültenimizin bu sayısında ilgili kitabın önemli bir bölümünü yayınlıyoruz.

Kolesteroldeki Kaos

Kolesteroldeki Kaos

'Nereden-neden çıktı bu kolesterol belası? ' sorusu bir çok kişinin, özellikle otuz-kırk yaşlarından sonra erkeklerin çoğunun kendine sorduğu, olağan sorulardan biri olmakla birlikte buna hemen cevap vermeyip kendi bakışımla, 'kolesterolünüz hiç olmasaydı' ne veya neler olurdu sorusuna gelen bir kitap.

Eldeki bilgilere göre, hücre zarının kolesterol olmadan oluşmasının mümkün olup olmadğının tartışılması, plazmada kolesterol taşınması, sıcakkanlı ve soğukkanlı canlılardaki kolesterol taşınması üzerine şüphelerimize(?) , kolesterolden köken alan steroid hormonlar, kolesterol sentezleme yeteneğine sahip organlar üzerinde bir çok teorik bilgi ve varsayımlara gelmeden; biyokimyasal açıdan lipitlerin sınıflandırılmasına, konun kavranması açısından kısaca girmek faydalı olacaktır.  Farklı bakış açısı ile bu kitabı kaçırmayın.

 

Kolesterol tüccarları doymak bilmiyor

Görünmeyen gerçek

Yıllardır “Kolesterol yüksekliğinin kalp krizi yaptığı" iddiası ile insanları kandıranlar, uzun zamandır bizlerin söylediği, fakat nedense tıbbi mafya tarafından yok sayılan gerçeği ağızlarından kaçırdılar. Evet geçenlerde ünlü tıp dergisi New England Jornal of Medicine’de yayınlanan ilaç firmasının desteklediği bir araştırmada “Kalp krizi geçiren insanların yaklaşık yarısının kolesterolü yüksek değil, tam tersine kolesterolleri son derece normal” olduğu kabul ediliyor.  Yani anlayacağınız kolesterolün yüksek olan da, olmayan da koroner kalp hastalığı geçiriyor! Yıllardır nasıl kandırıldığınızı anladınız mı?  Ama utanmaz kolesterol lobisi bu gerçekten hareketle  “kolesterol düşürücü ilaçları (statinleri) artık kullanmayın” diyeceklerine normal kolesterolü olanlar da bu ilaçları kullansın istiyorlar; çünkü bu zararlı ilaçların faydalı bir yanı da var; iltihabı azaltıyorlar. Tıbbi mafya tamamen duygusal(!) nedenlerle pahalı ve birçok yan etkisi olan bu ilaçların yerine, ucuz ve yan etkisiz iltihap azaltıcıları (balık yağı, D vitamini, baharatlar, otlar vb) hiç önermiyorlar. Evet bunlar vicdansız. Daha fazla kazanmak için bilimi de tahrif etmekten çekinmeyerek her şeyi göze alabiliyorlar.

Konunun ayrıntısını merak edenler yazarımız Mevlut Durmuş’un yazısını kaçırmasınlar.

Yumurta ve İnsan Zekası

Yumurta ve İnsan Zekası

Yıllar önce (26 Mart 1984) ünlü Time Dergisi yumurtayı kapak yapmıştı. Haftada 1 defadan fazla yemeyin diye. Geniş bir halk kesimi kolesterol lobisinin bu yalanına kandı. Onlara göre yumurta gibi kolesterol yönünden zengin besinlerin kandaki kolesterol seviyesini yükselttiği ve kalp krizi riskini arttırıyordu. İnsanlar yumurta yemeye korkar oldular. Aslında çok sayıda namuslu bilim adamı bunun yanlış olduğunu söylemesine rağmen seslerini yeteri kadar duyuramadılar. Binlerce ‘bypass’ ameliyatı yapmış ünlü bir kalp cerrahımız olan Prof. Dr. Birgün Sönmez geçen ay Star televizyonunda kendisiyle yapılan röportajda ‘yıllarca yumurtayı yasaklamakla’ yanlış yaptığını itiraf edince insanlar sarsıldı. Konunun yankıları devam ediyor. Bu nedenle bültenimizin bu sayısını ünlü edebiyatçı ve psikiatrist Uz. Dr. Kaan Arslanoğlu’nun yumurta ile ilgili ilginç yazısına ayırdık.  Yazının sonunda editörümüzün yorumu da var.

Koroner kalp hastalığının gerçek nedeni kolesterol değil!

Koroner kalp hastalığının gerçek nedeni

Modern tıp ve medya kuruluşları, kalp hastalığına neden olduğu iddiası ile kolesterol ve hayvansal doymuş yağlar yerine kolesterol içermeyen margarin ve çoklu doymamış sıvı yağları (mısır,  soya, ayçiçeği, kanola vb) tüketmemizi önerilmektedir.

Bu iddialar, 1900’lu yılların ortalarından itibaren bütün dünyada besin tüketimini önemli ölçüde değiştirmiştir. Bültenimizin yazarlarında Serkan Yimsel’in de dediği gibi yüzyıllardır Türk mutfağının bir parçası olan tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı, sade yenilen ya da sebze yemeklerine katılan yağlı etler, tam yağlı yoğurt ve peynirler, artık yerini daha önce adını bile duymadığımız bitkisel margarinlere, soya ve kanola yağlarına, soyadan elde etilen yapay etlere, büyük holding kuruluşlarının ürettiği ve içine binbir çeşit katkı malzemesi, boya ve şeker eklenmiş, buna karşılık yağı alınmış “light” süt ve süt ürünlerine bırakmıştır.

20. yüzyılın başında çok daha fazla kolesterol ve doymuş yağ tüketilirken koroner kalp hastalığından ölümler son derece azdı. Daha sonraki yıllarda ise margarin ve sıvı (mısır, soya, ayçiçek) yağların kullanılmasında müthiş bir artış olmuştur. İşin enteresanı koroner kalp hastalığından ölümlerde de bir patlama meydana gelmiştir. 

Sayfa 1 / 4

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

Makale-1

Tıbba isyan eden doktor
Cuma, 11 Nisan 2008
  Nortin Hadler, kalp ameliyatları üzerine yaptığı istatistiki araştırmalar sonucunda, binlerce kardiyolojik ameliyatın gereksiz yere ve... DEVAMINI oku...
Beslenmenin Temel İlkeleri
Pazartesi, 14 Nisan 2008
Beslenme bülteni izleyenleri, sağlık bilimleri ile uğraşan kişiler ve çeşitli dallardaki öğrenciler uzun süreden beri bizden temel... DEVAMINI oku...
Doğal hayatta hayvanlar neden kalp krizi geçirmiyor ?
Cuma, 11 Nisan 2008
Doğal dengeleri korunan hayvanlar çok sağlıklı. Bu nedenle şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser,... DEVAMINI oku...
Rahim ağzı kanseri
Pazar, 16 Kasım 2008
Yalnız bizim ülkenin değil bütün dünyanın sağlık politikasını medikal firmalar belirliyor. Ne zaman hasta olacağımıza, hangi... DEVAMINI oku...
Kanser ve beslenme
Cuma, 11 Nisan 2008
Kanser sanki bulaşıcı bir hastalık salgını gibi, sürekli artıyor… Tıptaki ilerleme kanserdeki artışı azaltmadığı gibi ilerlemesini... DEVAMINI oku...

Makale-2

Daha az un ve şeker yiyin daha az hasta olun
Cumartesi, 29 Kasım 2008
Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre kardiyovasküler hastalık, kanser, şeker hastalığı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı gibi... DEVAMINI oku...
Keten tohumu ve bitkisel östrojenler
Pazar, 16 Kasım 2008
Keten tohumu son zamanlarda çok revaçta. Ama yine de öneminin yeteri kadar kavranmadığı kanısındayız. Birçok kişi keten tohumunun iyi bir... DEVAMINI oku...
Doktora cep telefonu para veya altın veririz istediğimiz ilacı yazar!
Çarşamba, 16 Nisan 2008
06/02/2005 tarihli Vatan Gazetesinde hekimler ile ilaç şirketleri arasındaki iğrenç ilişkileri anlatan bir yazı çıktı.Bu olaylara... DEVAMINI oku...
Hijyen kutu sütler zararlı mı?
Pazar, 23 Kasım 2008
Bilindiği gibi süt ve ambalaj endüstrisi, açıkta satılan sütleri karalayan reklâmlar yapıyor.Peki ya bizi asıl hasta eden kutu sütlerse?... DEVAMINI oku...
Aşılardaki cıva çıkartılınca otistik çocukların sayısı azaldı!
Salı, 10 Ağustos 2004
Bazı aşıların içinde bulunan cıvanın (timerosal) otizme neden olup olmadığı tıp dünyasında önemli bir tartışma konusu. Genel kanı... DEVAMINI oku...

Makale-3

Depresyondan korunma ve kurtulmanın doğal yolları
Cuma, 28 Ağustos 2009
Depresyon başta gelişmiş olmak üzere bütün dünya ülkelerinde çığ gibi büyüyen salgın bir hastalık. Gelişmiş ülkelerde hafifinden... DEVAMINI oku...
Vitamin ve minerallerin çalışma mekanizmalarının gizi çözülüyor
Cumartesi, 29 Kasım 2008
Birçok kişi gerekli, gereksiz vitamin ve mineral haplarını kullanıyor. Eğer günlük meyve, sebze ve ot yeme alışkanlığınızı bırakıp,... DEVAMINI oku...
Beslenmenin Otizm Tedavisindeki Rolü
Çarşamba, 16 Nisan 2008
Otizm son yıllarda önü alınamayan salgın bir hastalık gibi hızla yayılıyor; tıpkı veba gibi. ABD’de her 150 çocuktan biri otistik.... DEVAMINI oku...
Vücudumuzun maden haritası
Cumartesi, 29 Kasım 2008
İnsan vücudu maden ocağı gibi… Her madenin bir işlevi ve hassas dengesi var. Madensel madde dengesinin bozulması birçok hastalığı da... DEVAMINI oku...
Sütler ve yoğurtlar neden bozulmuyor, bunlar dayanıklı beyaz eşya mı?
Pazar, 18 Nisan 2010
Beslenme bülteninde yayınlanan yazılardan belki de hiçbiri ‘Kutu sütü savaşları’  kadar olumlu ya da olumsuz tepki almamıştır. 2 yıl... DEVAMINI oku...

Makale-4

Mültipl skleroz ve beslenme
Salı, 10 Ağustos 2004
Son yıllarda çevre şartlarındaki olumsuzluklar, toksinler ve ağır metallere (aşıdakiler dahil!) maruz kalma ve doğal olmayan yiyecek... DEVAMINI oku...
Osteoporozdan korunma ve kurtulma yolları
Pazar, 28 Haziran 2009
Osteoporoz (kemik erimesi) son yıllarda adını çok daha fazla duymaya başladığımız kronik bir hastalık. Gerçekten de en önemli halk... DEVAMINI oku...
Genetik kirlenmenin geri dönüşü yok!
Çarşamba, 11 Ekim 2006
www.iyibilgi.com sitesi Türkiye’de ekolojik yaşam, ekolojik tarım, organik gıda gibi kavramların yerleşmesinde büyük katkısı olan,... DEVAMINI oku...
'Tıp tepmesi'ne dikkat!
Cuma, 11 Nisan 2008
Amerika'da her yıl 250.000 kişi hastanede yatarken 'tıp tepmesi'nden, bir diğer deyimle 'tıbbi hatalar' yüzünden ölüyormuş. Yani şöyle... DEVAMINI oku...
Çocuklar İçin Önemli Tehlike: Metabolik Sendrom
Cumartesi, 29 Kasım 2008
Özellikle son 50-100 yıl içinde genlerimizin daha önce hiç alışık olmadığı, kan şekerini hızla yükselten beyaz un ve şekerden mamül... DEVAMINI oku...